16 Ağustos 2012 Perşembe

Bulgaristan Koşukavak'ta Yeni Cami Açılışı

Koşukavak’ta Yeni Cami Açılışı Yapıldı
Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş Hacı: "Mevcut cami bize yetmiyor. Biz de yeri aldık. Ama 10 senedir inşaat için izin bekliyoruz. Maalesef belediyeden anlayış göremedik"
Bulgaristan’da Müslümanlar Ramazan ayının son günlerini coşkulu bir şekilde yaşarken, ülkenin güneyindeki Koşukavak (Krumovgrad) kentinin cemaati Kadir Gecesi’nde yeni bir camiye kavuştu. Ancak başkent Sofya’da ki Müslümanlar, arsası hazır olan ikinci caminin inşaatı için 10 yıldır belediyeden izin bekliyor.
Hayırseverlerin bağışları ile yapımı tamamlanan 200 kişi kapasiteli caminin açılışına Koşukavak halkı ve Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü yetkilileri katıldı. "Bayram Ak" ismi verilen yeni caminin hizmete girmesi dolayısıyla AA muhabirine konuşan Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş Hacı, "Kadir Gecesi’nde iki Kandilimiz oldu. Biri Kadir Gecesi, bir de cami açılışı" dedi.
Bulgaristan’daki Müslümanların Ramazan ayı nedeniyle yoğun duygular yaşadıklarını dile getiren Başmüftü Hacı, "Bu mübarek caminin, bu mübarek gecede açılışını yaptık. Umarız ki, inşallah bu cami cemaatsiz kalmayacak. Burada yapılan ibadetler de kabul olacak. İnanıyoruz ki buna benzer açılışlar ve hizmetler devam edecek" diye konuştu.
Başmüftü Hacı, Türkiye´de ve dünyada yaşayan tüm Müslümanların Kadir Gecesi´ni kutlayarak, "Aynı zamanda kapımıza gelen bayram dolayısıyla herkesi tebrik etmek istiyorum. Dünya çapında barış ve anlayış olsun. İnşallah daha güzel günler bizi bekliyor diye umut ediyoruz" dedi.
Her bir cami Kâbe’nin bir şubesidir
Törene katılan Kırcaali Bölge Müftüsü Beyhan Mehmed de, "Her bir cami Kâbe’nin bir şubesidir" ifadesini kullandı. Akşam namazı öncesinde cemaatle sohbet eden Mehmed, yeni caminin açılışı dolayısıyla duydukları mutluluğu vurguladı.
Beyhan Mehmed, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, "Camilerimiz Müslümanları bir araya getiren, onların eğitimini sağlayan, birlik beraberliğini sağlayan medeniyet yuvasıdır. Kur’an-ı Kerim-deki karşılığı ‘mescit’tir" dedi.
Caminin yapılmasına başından beri yardım eden İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRICA) Genel Direktörü Dr. Halit Eren, sponsorlarla birlikte gerekli organizasyonu yapmış olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Eren, "Bugün bu sevinci Koşukavak halkı ile birlikte paylaşıyoruz. Bu Kadir Gecesi’nde caminin açılışını yapıyoruz. Mahşeri bir kalabalık burada hem iftar yapıyor, hem de cami açılışına katılıyor" dedi.
Koşukavak halkının mutlu gecesine katılan Türk kökenli Bağımsız Milletvekili Korman İsmailov da, "Hayırlı Ramazan ayında güzel ve mutlu anlar yaşadığını" söyledi. "Halkımız kaynaşıyor, pekişiyor" diyen İsmailov, "Son haftalarda bizim buradaki köy ve kasabaları gezerken halkımızın kaynaştığını, pekiştiğini de gördük. İnşallah bu cami hep dolu olur. Buradaki güzel iftarlar sadece Bulgaristan-da değil tüm Balkanlar’da, Üsküp, Kosova, Podgoritza’da da görüyoruz" şeklinde konuştu.
Cami inşaatına izin vermeyen belediye mazeret bildirmiyor
Koşukavak Müslümanları bölgelerindeki ikinci caminin açılışı dolayısıyla sevinç yaşarken, nüfusu 1,5 milyon olan başkent Sofya’da ki Müslümanlar bu bayramı tek bir camide namaz kılarak karşılamaya hazırlanıyor.
Başmüftü Mustafa Aliş Hacı, Sofya Müslümanlarının mescit sıkıntısını AA’na anlatırken, Sofya Belediyesi’ni bu konuda duyarlı davranmadığına dikkati çekti.
"Sofya’da Ramazan, Allah’a şükür çok güzel geçiyor. Bu yıl daha çok sayıda genç Müslüman’ın teravih namazlarına katılmasından dolayı çok mutluyuz" diyen Aliş Hacı, buna rağmen şehir merkezinde tek olan Banya Başı Camisi´nin cemaat için hiçbir şekilde yeterli olmadığını vurguladı.
Caminin kubbesinde depremler nedeniyle meydana gelen çatlakların onarımı sürdüğünü kaydeden Başmüftü, bayram namazına gelecek cemaatin camiye sığamadığına işaret etti. Başmüftü Hacı, Sofya Müslümanların sorunlarına ilişkin şunları söyledi:
"Mevcut cami bize yetmiyor. Sofya Belediyesi’nden daha önce defalarca yer istemiş olmaması rağmen yer veremeyeceklerini ama yeri biz bulursak yardımcı olacaklarını söylemişlerdi. Biz de yeri aldık. Ama 10 senedir inşaat için izin bekliyoruz. Maalesef belediyeden anlayış göremedik. Ama bu işin peşini bırakmayacağız, çünkü hayati bir mesele oldu. Bütün Müslümanlar bizden bunu isterken, biz de yapmak zorundayız. Biz de istemeye devam edeceğiz."
Milletvekili Korman İsmailov da, "Bulgaristan hükümeti ve Sofya Belediyesi yönetiminin bazı aşırı milliyetçi ses ve hareketlere kulak verdiğini" öne sürerek, inşaata için vermeyen belediyenin bu durum için hiçbir mazeret göstermediğini vurguladı.
Kırcaali Bölge Müftüsü Beyhan Mehmed de, Bulgaristan hükümetine çağrıda bulunarak, "Hükümetimizin aklıselimle hareket edip bu sıkıntıdan bizi kurtarmasını istiyoruz" dedi.
Yıllar önce Sofya’da 80 kadar caminin bulunduğunu anımsatan Mehmed, "Bugün bir tane camiyle Müslümanlar haliyle zorluk yaşıyor. İkinci bir caminin kurulması ertelenmeyecek bir ihtiyaçtır" dedi.
Kaynaklar
http://www.kircaalihaber.com/?pid=3&id_news=9164
http://www.rubasam.com/NewsDetail.Asp?NewsID=1182&Title=Koşukavak’ta-yeni-cami-açılışı-yapıldı

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Doğu Rodoplarda Balkan Savaşlarında şehit Düşenler

Balkan Savaşı Şehitlerimiz
Balkan Harbi, Doğu Rodop halkının yaşamında derin izler bırakmıştır. Çekilen facialar dilden dile geçerek günümüze kadar ulaştı. Tarih sayfalarını doldurdu.
Balkan Savaşı’nın 100. yıldönümünde duygulanmamak elde değil. Savaş savaştır. Savaş alanlarında kan dökülmemesi mümkün değil. Osmanlı, Balkan savaşını kaybettikten sonra, Kırcaali’deki Müfrezesi, güneye doğru çekilmiştir. Kırcaali 21 Ekim 1912 y. Bulgaristan’a dahil olunmuş. Ancak, Savaşın bitmesinden sonra masum yerli Türk halkına karşı, Bulgar ordusu ve çetecilerin silah kaldırması, köylerin yağmalanması akıl almaz bir durumdur.
Benim köyüm Kırcaali ili Ardino /Eğridere/ belediyesinin Brezen /Halaçdere/ köyünde de bu tür olaylar olmuş. Askere karşı ellerinde beyaz, teslim bayrağı ile, kuşağında tütün tabakası ve çakmaktan başka hiç bir şeyi olmayan köydeşlerim şehit edilmişler, saklananlar bulunup, kaçanlar tutulup kurşuna dizilmiş.
Bundan iki yıl önce şehitlerin torunları ve torunlarının torunları araştırma yapıp, bilinenlerin adlarını anıt taşına yazdırmışlar. Taş, köy camiinin duvarında bulunmaktadır. Gelen geçen ruhlarına Fatiha okuyup, onları sık sık anıyor. Ben de köyüme her gidişimde onları anıyor, ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasına, nur içinde yatmalarını Yüce Allah’tan talep ediyor, duamı okuyorum. Onlarla ayrı ayrı hayalen konuşuyorum.
Anıt taşı Halaçdere’li Savaş Şehitleri, diye adlandırılmış. Orada ve ona ek olarak konulan taşta 14 şehit ismi yazılı. Bence onların sayısı birkaç kez daha fazla. Çokları unutulmuş. Mezarları kaybolmuş. Bunların 13. Balkan muharebesinde şehit edilmiş.
  • Onlardan ilki, Ali Karadayı. Mezarı Çukur’da. Orada yan yana iki mezar varmış. Diğeri kimin olduğu bilinmiyor. Rahmetli Durmuş ve halen hayatta olan Niyazı ağaların dedesi. Bilgi Niyazi ağadan alınma.
  • İkincisi Ali İsa. Mezarının nerede olduğu tam bilinmiyor. Tahmin edildiğine göre Çukur’da, Ali Karadayı’ın mezarı yanında. Bilgi Seyidahmet ağanın oğlu İsmet’ en alınma.
  • Üçüncüsu Celil Karadayı. O, Ali Karadayı’nın oğlu. Mezarı Yukarı Tarla deresinde. Orası şimdi baraj. 14 yaşında kurşunlanmış. . Orada mezarlar gene iki. Öbür mezar kimin olduğu bilinmiyor. Fakat Celil’in akranı olduğuna inanılıyor. Bilgi, Durmuş ağanın oğlu Necattin’ den alınma.
  • Dördüncüsü Ferhat Ferhatoğlu. Mezarı Halaçdere – Çamdere yolunun sağında. Mümin Ferhat, Celil Ferhat ve Ahmet Ferhat’ların evlerinin altında. Bilgi torunu Mümin Ferhat’tan alınma.
  • Beşincisi Hafuz Yakup Mehmet. Mezarı Kırbaşlar mahallesinden Hafız Ahmet amcanın evi altında, erik ağaçları arasında. Kırbaşlarlı Yusufun dedesi. Evinde Kur’an-ı Kerim okurken şehit edilmiş. Bilgi, 90 yaşındaki Halil ağadan alınma.
  • Altıncısı Hacı Osman. Mezarı Mümin Konyalı’nın mezarı yanında. Emin ve Vasviye’lerin dedesi. Bilgi halen Bursa da oturan 97 yaşındaki Nebibe Haliloğlu’ndan alınma.
  • Yedincisi İsa İsa. Mezarının tam yeri meçhul. Tahmin edildiğine göre Çamalan deresinde. Rahmetli Seyitahmet ağanın dedesi.
  • Sekizincisi İbrahim Çavuş – mezarı taşlı. Emiroğullar mahallesi mescidi yanında. Rahmetli Hasan ağanın dedesi. Bilgi köy imamı Ahmet Osman’dan alınma.
  • Dokuzuncusu Kırbaşın Nuri ve kardeşi Ramadan. Kırbaşlar mahallesinden Kasım ağaların dedesi. İki kardeş aynı mezara defnedilmiş. Yeri Gran altında. Bilgi halen Bursa da oturan 97 yaşındaki Nebibe Haliloğlu’ndan alınma.
  • Onuncusu Mümün Konyalı. Mezarı, Ferhat Ferhatoğlu’nun mezarı yanında. Saatçi Şaban ağanın babası. Bilgi – Şaban ağanın kızı Macide’ den alınma.
  • Onbirincisi Mümün Çavuş. Apti ve Salimehmet ağaların dedesi. Balkan Harbinde Edirne cephesinde şehit düşmüş. Bilgi torunu Apti ağanın oğlu Abdullah’ tan alınma.
  • Onikincisi Topal Mümün. Karamehmetlerin en büyük ağaları. Mezarı Mümün Konyalı’nın mezarı yanında. Bilgi halen Bursa da oturan 97 yaşındaki Nebibe Haliloğlu’ndan alınma.
Evini barkını bırakarak faciadan kaçan bizim taraflılar Batı Trakya’da – İskeçe, Drama, Gümülcine, Kavala ve başka yerlerdeki soydaşlarına sığınmak amacıyla yollara dökülmüş, genci, yaşlısı ve arkalarında çocuklu anneler. Fakat ardı sıra 14 Kasım Drama’nın, 19 Kasım Dedeağaç’ın, 20 Kasım İskeçe’nin ve tam bir ay sonra 21 Kasım 1912 tarihinde Gümülcine’nin de işgal edilmesiyle karamsarlığa düşüp, geri dönmüşler.
On yılar boyunca çok sular bulanıp durulmuş. Savaş hayaletlerini unutup, arkalayıp hoşgörümüze sığınarak, 21. Yüzyılda Balkanlarda aydın geleceğimizi hedefleyip, dostça, kardeşçe el ele vererek çalışma zamanı şimdi. Arzumuz bu. Emelimiz bu olmalı. Yaratılanı, yaratandan ötürü sevmeliyiz, efendim.
14.08.2012 http://www.rubasam.com/NewsDetail.Asp?NewsID=1175&Title=Balkan-Savaşı-Şehitlerimiz

14 Ağustos 2012 Salı

Tüm Müslümanların Kadir Gecesinde Okuyacağı Duaların Kabul Olması Dileğiyle

Kadir Gecesi

Bulgaristan Kırcaali Camisinde Kadir Gecesi

Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir.
Kadir Gecesi İslam  dinine göre, Kur'an'ın vahiy yoluyla İslam peygamberi Muhammd'e gönderilmeye başlandığı gecedir.
Kadir gecesinden Mekke devrinde nazil olan veKur'an'ın doksan yedinci sûresi olan beş ayetlik Kadr Suresi'nde  bahsedilir. Bu surede Kur’an’ın indirildiği kadir gecesinden bahsedildiği için bu sureye Kadir Suresi denmiştir. Kadr, 'azamet' ve 'şeref' demektir. Kadir Suresinde Kur’an’ın kadir gecesinde indirildiğinden, kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğundan, kadir gecesinin rahmet ve berekete vesile olduğundan, bu sebeple insanlık için taşıdığı değerden bahsedilir.
O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar."
(Kadir Suresi)
         Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:
"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."
"Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."
Müminlerin annesi Hz. Aişe (r.a.) şöyle diyor:
·        Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:
·        Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)
          Peygamberimiz (sav) buyuruyor:
"Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."
Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur'ân okuyup da dua ederse güzel olur.
       İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü'l-Muhtâc'da der ki:
"Kadir gecesini görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ'nın bildirdiği kimseler nail olur."
Allahü teâlâ, Kadir gecesini gizlemiş, yani Ramazan ayının çeşitli günlerine koymaktadır. Bu sene Ramazanın birine koyarsa öteki sene Ramazanın yedisine koyabilir, Kadir gecesi o gece olur. Diğer geceler gibi falanca ayın belli bir günü yapmamış, bu geceyi gizlemiştir. Bu gecenin aylarla ilgisi yok, gece ile ilgisi var. Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Ramazan'ın yirmi yedinci gününün gecesinde olma ihtimali yüksektir. İslam peygamberi Muhammed Kadir gecesinin hangi gece olduğunu kesin şekilde belirtmemiş, ancak;"Siz Kadir gecesini Ramazan'ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız" demiştir.
İslam'a göre Allah Kur'anın ilk ayetlerini Cebrail  aracılığı ile İslam peygamberi Muhammed'e  kırk yaşında Hira Mağarası'nda  göndermiştir. İlk ayetler Kadir gecesinde indirilen Allak Suresi'nin  ilk ayetleridir.
Kadir Gecesi, Müslümanlara göre çok hayırlı ve mübarek sayılan bir gecedir. Kur'an'da şöyle tanımlanmıştır:
"Doğrusu biz Kur'ân'ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail)  o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir."
İmamı Şa'rani Hazretleri, Kadir gecesinin kaçıncı gece olduğunu, Ramazanı şerifin giriş günlerine göre şöyle tesbit etmiştir. İmamı Şarani Hazretleri 30 sene Kadir gecesiyle bu tarife göre müşeref olmuşlardır. Birçok Allah dostu da bu usulle Kadir gecesini bulmuşlardır.
Pazar günü girerse 29.gece,
Pazartesi girerse 21.gece,
Salı girerse 27.gece,
Çarşamba girerse 19.gece,
Perşembe girerse 25.gece,
Cuma girerse 17. gece,
Cumartesi girerse 23.gece.
Kadir Gecesinin 27’inci gecedir diyenlerin delilleri Ulemanın ekserisi "Leyle-i kadir ramazan ayının yirmi yedinci gecesidir." demişlerdir. Bu görüşün sahibi bulunan ilim adamları delil olarak şu hadis-i şerifi göstermektedirler: "Leyle-i Kadir, yirmi yedinci gecedir."
      Kadir Gecesi yapılan ibadet
      Yatsı namazında zammı sure olarak Kadir suresini okumalı.
      Bir iki sayfa Kur'an-ı kerim okumalı.
      Az da olsa sadaka vermeli.
      Bu gece 4 rekat Kadir Gecesi Namazı kılınır.
  • 1’inci rekâtta-:-1-Fatiha--3-İnna enzelnâhü
  • 2’nci rekâtta-:-1-Fatiha--3-İhlası Şerif
  • 3’ncü rekâtta-:-1-Fatiha--3-İnna enzelnâhü
  • 4’üncü rekâtta-:-1-Fatiha--3-İhlası Şerif
Namazdan sonra 1 defa:
Allahü ekber Allahü ekber La ilahe illalahü vallahü ekber Alahü ekber ve lillahil hamd
100 defa Elem neşrah leke... 100 defaİnna Enzelnâhü
100 defa da Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz'in Hazret-i Âişe (r.a.) Vâlidemiz'e öğrettiği şu duâ okunup, sonra duâ yapılır:
Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni, okunup dua yapılır.
"Ey Allah! Gerçekten Sen çok affedicisin, affı seversin, öyleyse beni affet."
Mümkünse, kandil gecesi olması sebebiyle bir de Tesbih Namazı kılınır.
Tüm Müslümanların duaları kabul olsun.
Kaynaklar

Srebrenitsa'dan çıkarılan cesetler

Srebrenitsa’da 5 Ceset Daha Çıkartıldı
Srebrenitsa´da BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun´un ziyareti sırasında tespit edilen toplu mezardan çıkarılan kurban sayısı 5´e yükseldi.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun´un 26 Temmuz´da Srebrenitsa´yı ziyareti sırasında tespit edilen toplu mezarda, 2 soykırım kurbanının daha kalıntılarına ulaşıldı.
Bosna Hersek Kayıplar Arama Enstitüsü Başkanı Amor Maşoviç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, savaş zamanında BM bünyesinde görev yapan Hollandalı askerlerin bulunduğu eski akümülatör fabrikasının 100 metre ilerisinde tespit edilen toplu mezarda, 2 soykırım kurbanının daha kemiklerine ulaşıldığını bildirdi.
Maşoviç, tespit edilen toplu mezarın yerinin, Hollandalı askerlerin kaldığı fabrikaya yakınlığının, kurbanların BM bünyesinde görev yapan askerlerin gözü önünde katledildiğini kanıtlar nitelikte olduğunu belirtti.
Bosna Hersek Savcılığı’ndan beklenen kazı izinlerinin kendilerine bugün ulaştığını ifade eden Maşoviç, kazılar sonucunda, bir bebek, bir genç kız, iki yaşlı erkek ve bir yaşlı kadının kalıntılarına ulaştıklarını söyledi.
Maşoviç, 12 metre uzunluğunda, 3,5 metre genişliğinde ve 2 metre derinliğindeki toplu mezarı uzun zamandır aradıklarını vurguladı.
Bosna´daki savaş sırasında BM´nin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa, 11 Temmuz 1995´te Ratko Miladiç´e bağlı Sırp birlikleri tarafından işgal edildi. İşgal üzerine BM bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, Sırplara teslim edildi.
Otobüs ve kamyonlara bindirilen Boşnaklar´dan 8 bin 372´si götürüldükleri ormanlık alanlarda, fabrikalarda, depolarda hunharca katledildi. Katledilenlerin cenazeleri, çeşitli toplu mezarlara gömüldü. Yapılan çalışmalar sonucu Srebrenitsa ve çevresinde açılan toplu mezarlardan çok sayıda soykırım kurbanının cesetlerine ait kalıntılar bulundu. Hala yaklaşık bin 500 ile 2 bin arasında soykırım kurbanının cesedine ulaşılamadı.
Kaynak: http://www.rubasam.com/NewsDetail.Asp?NewsID=1111&Title=Srebrenitsa´da-5-ceset-daha-çıkartıldı-

Atatürk'ün Manevi Kızı Ülkü

Bir Cumhuriyet İmgesi: ''Küçük Ülkü''
İhap Hulusi’nin tasarladığı Alfabe kapağındaki devrim imgesidir Küçük Ülkü. Yaşı yetenler için, üzerinden Cumhuriyet’e bağlılık ve aidiyet oluşturduğumuz sevimli kız çocuğudur.
Gıpta etmişizdir ona. Atatürk’ün manevi kızı olmak çok büyük bir ayrıcalıktır çünkü.
Altı yaşında yetim kaldığında neler hissettiğine, kaybetme duygusunun nasıl üstesinden geldiğine, özel konumunun aniden sona ermesinden nasıl etkilendiğine kafa yormamışızdır.
Buna karşılık ne çok yargılamışız Küçük Ülkü’yü.
İki çocukla ilk eşinden ayrılıp bir Türk Musevisiyle evlenmesinde kıyametleri koparmışız. 1962 yılının Türkiye’sinde çocukları olup da boşanmak her kadın için zaten yeterince büyük affedilmez bir suçtur. Bir de üstüne üstlük Müslüman olmayan bir Türk vatandaşıyla evlenmek!
Nitekim Türk basınının bir bölümü Ülkü’ye haddini bildirecektir. Irkçlılık tüten söylemlerle gazetelerde çarşaf çarşaf eleştiri yazıları yayımlanır. Bir Museviyle evlenmesi Ata’ya saygısızlık olarak yorumlanır.
Araştırmacı Rıfat Bali’nin bu konudaki çalışmasında yer alan gazete başlıkları bir felaket: “Gençlik Ülkü’yü protesto ediyor”, Milli Türk Talebe Birliği Ülkü’ye “Büyük Atatürk’ten intikal eden imtiyazları geri istiyor” gibi insanın kanını donduran manşetler var 1962’nin ağustos ayının basınında. Yeni Sabah, Gece Postası ve Hürriyet kışkırtıcı yayınlar yapmış o dönemde. Cumhuriyet, Dünya, Akşam, Tercüman ise susarak olayı görmezden gelmeyi yeğleyenler arasında.
Manevi kıza yapılan manevi baskı karşısında Ülkü kendini “Atatürk yaşasaydı karşı çıkmazdı, o azınlıklardan yanaydı” diye savunur. Eşi ise “Ben Türk’üm, Türk ordusunda askerlik yaptım. Ben kendimi Türk saydıktan sonra siz beni geri iterseniz, ben ne yapayım?” demektedir.
***
Ülkü’nün ikinci evliliğinde başına gelenler, günümüze de ışık tutuyor. Rıfat Bali’nin de doğru olarak saptadığı gibi, Türklük dendiğinde anladığımız Türk etnisitesi ile İslam dininin bileşkesinden öteye gidemiyor. Üstelik Alevilik olgusunda yaşandığı gibi devletin ve toplumun çoğunluğunun İslam dininin Sünni olmayan versiyonları ile de sorunu var.
Müslüman olmayanın “yabancı” görülmesi Cumhuriyet’in ilanından 39 yıl sonra hâlâ değişmemişti. Bugün, 89 yıl sonra değişen ne var? Bu bakış açısı aynı kaldığı gibi, din üzerinden ötekileştirme daha da perçinleniyor.
Alevilik konusunda alevlenen tartışma ve tahammülsüzlüğü ortaya koyan olaylar, farklı kimliklerle ortak aidiyet alanı yaratmakta başarısız kalındığının ispatı değil mi?
***
Eşzamanlı olarak herkesin birlikte gördüğü bir Cumhuriyet görseliydi Küçük Ülkü...
Büyümesine izin verilmeyen o kız çocuğu, hiç olmazsa bir dönem bizim Cumhuriyet’e olan aidiyetimizi güçlendiren ortak bir imgeydi.
O imgeyi çok örselemişiz.
Diyeceksiniz ki, 2013 yılının Türkiye’sinde Cumhuriyet’in yerin dibine batırılmadık imgesi mi kaldı?
Bu yazıya son noktayı koyup “Küçük Ülkü”nün Teşvikiye Camii’ndeki cenaze törenine koşuyorum.
Kaynak Cumhuriyet yazarı Zeynep Göğüş 4 Ağustos 2012 – Cumhuriyet Gazetesi

Bulgaristanın Kırcaali Kentindeki Arpezos-Kuzey Parkı

“Arpezos- Kuzey” Parkında Brifing Gerçekleştirildi
Kırcaali Belediye Başkanı Müh. Hasan Azis, “Arpezos- Kuzey” Parkı’nın faaliyete geçme belgesi olan Belge No16 13 Temmuz’da imzalandığını bildirdi. Belediye Başkanı gazetecileri yeni parka “Bank Üzerinde Brifing”e davet etti. Başmimar Petya Nazırova ve uzman Gülüzar Mustafa ile birlikte Belediye Başkanı parkın şu ana kadar inşa edilen yerlerini gösterdi ve diğer aşamasındaki çalışmalar hakkında detaylar açıkladı. Sayın Azis: “Resmi açılışından önce park birçok Kırcaalilinin ilgi odağı olmasından mutluyuz” dedi. Belirttiklerine göre, parkın ilk bölümü tamamlanmıştır. En yakın zamanda parkın ikinci kısmına ulaşımı sağlayacak merdiven inşaatı anlaşması da imzalanacak. Projede 5 metre genişliğinde ve Arda nehri ile eski nehir bölgesini bağlayan sokağın üzerinden geçecek yaya üstgeçidi öngörülmüştür.
Belediye Başkanı: “Şelaleden göle kadar ulaşımı sağlayacak bu tesis için iki öneri gelmiştir, fakat başka öneriler de bekliyoruz” diye ilave etti. Parkın tuvaletleri için teknik projesi hazırlandığını, şu anda “Arpezos – Kuzey” Parkı’nın 5 kimyasal tuvaleti bulunduğunu da belirtti. 5’i özürlüler için olan, 90 araçlık otopark da tamamlanmıştır. Sayın Azis, 3 Aralık’ta belediyenin beş milyon Leva değerinde inşaat faaliyetleri sağlayacak proje ile operasyonel programlarının hibe programı olan “Yeşil ve Ulaşılabilir Şehir Ortamları”na başvuracağını da açıkladı.
Mimar Nazırova: “Yeni inşa edilen park 64 dekar alanı kapsıyor, 238 dekarı tamamlamak için ise bizleri daha çok çalışma bekliyor” dedi. Mimar, projenin 5 etaba ayrıldığını açıkladı. “Pentagon” sitesine kadarki ilk etap ve 5 dekar alana yerleştirilen en büyük tesis olan gölden oluşan ikinci etap hazırdır. Kültür ve eğlence merkezi haline gelmesi öngörülen amfi tiyatronun inşası hazırlıkları başlamıştır. Üçüncü etap birkaç çeşit spor sahasını içeren spor alanının; dördüncü etap panayır sitesi ve beşinci etap piknik alanı da olacak olan “Vızrojdentsi” Semti yeni köprüsüne kadarki alanın düzenlenmesinden oluşuyor. Buz pisti yapımı da düşünülüyor. Mimar Nazırova: “En önemlisi yapılanları muhafaza etmektir. Her gün belediyemize parkı kirletme sinyalleri alıyoruz. Üç bahçıvan göreve aldık, ancak hepimiz sağduyulu davranmazsak başaramayız” dedi.
Parktaki gezintileri esnasında Belediye başkanı ve ekimi Kırcaalililerden birçok öneri aldılar. Gençler scateboard gibi sokak sporları alanlarını, başka kimseler kafeteryaları sordu, bir başkaları ise parka zarar verenlere büyük cezaların olmasını talep etti. Belediye Başkanı: “Ülkemizdeki şehirlerin çok azı böyle bir parka sahiptir, yeni inşa edilen kısmında ücretsiz internet de, parkın 24 saat kamera izlenimi de sağlanmıştır” dedi ve kendisi de, meslektaşları da yeni fikirlere hep açık olduklarını belirtti.
Kırcaali Haber http://www.kircaalihaber.com/

Türkiye Asgari Ücrette 9 AB Ülkesini Geçti

Asgari Ücrette Türkiye 9 AB Ülkesini Geçti
Türkiye, asgari ücrette 9 Avrupa Birliği (AB) üyesini geride bıraktı. 27 AB üyesinden 20'sinde asgari ücret uygulanırken Temmuz ayı itibariyle Bulgaristan'da 148 Euro olan bu rakam Lüksemburg'da bin 801 Euro'ya kadar çıkıyor.
AB istatistik kurumu Eurostat'ın verilerine göre asgari ücretin 412 Euro'yu bulduğu Türkiye, 9 AB üyesini ve gelecek yıl üye olacak Hırvatistan'ı geride bırakıyor.
Asgari ücretin Türkiye'dekinden daha düşük olduğu AB üyeleri arasında Bulgaristan'ın yanı sıra Romanya, Litvanya, Letonya, Estonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Slovakya ve Polonya da var. Asgari ücret Romanya 157, Litvanya'da 232, Letonya'da 287, Estonya'da 290, Çek Cumhuriyeti'nde 312, Macaristan'da 323, Slovakya'da 327, Polonya'da ise 353 Euro seviyesinde. Hırvatistan'da ise asgari ücret 374 Euro.
AB'de asgari ücretin Türkiye'dekinden yüksek olduğu ülkeler ise Portekiz, Malta, Yunanistan, İspanya, Slovenya, İngiltere, Fransa, Hollanda, İrlanda, Belçika ve Lüksemburg şeklinde sıralanıyor.
Asgari ücret Portekiz'de 566, Malta'da 680, Yunanistan'da 684, İspanya'da 748, Slovenya'da 763, İngiltere'de 1.244, Fransa'da 1.426, Hollanda'da 1.456, İrlanda'da 1.462, Belçika'da 1.472, Lüksemburg'da 1.801 Euro seviyesinde bulunuyor. Diğer AB üyeleri Almanya, İtalya, İsveç, Danimarka, Finlandiya, Avusturya ve Kıbrıs Rum kesiminde ücretlere herhangi bir alt sınır getirilmiyor.
http://www.kircaalihaber.com/

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Batı Trakya Öğretmenler Birligi Gümülcine'deki Azınlık Kurumlarına Yapılan Saldırıyı Kınadı

Türk Öğretmenler Birliği
Azınlık Kurumlarına Saldırıları Kınadı

Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği 6 Ağustos Pazartesi günü Gümülcine'deki azınlık kurumlarına fanatik gruplarca yapılan saldırıları kınayan bir açıklama yayınladı.
BTTÖB'nin açıklaması şöyle:
6 Ağustos 2012 Pazartesi akşamı iftar saatinde, şehir merkezinde kaçak göçmenlerin bölgedeki polis okullarına yerleştirilmesini protesto etmek amacıyla yapılan gösterinin ardından, yaklaşık 150–200 kişilik bir grubun Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi, Gündem Gazetesi, Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Başkonsolosluğu, Gümülcine Türk Gençler Birliği önlerinden geçerek, Azınlık alehine sloganlar atmalarını ve huzuru bozmalarını Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği camiası olarak şiddetle kınıyoruz.
Ülke olarak zor günler geçirdiğimiz bu dönemde, belli bazı grupların bölgemizde barış ve huzuru zedeleyip bozmak istemeleri esef vericidir. Yapılan bu saldırıyı bir kez daha şiddetle kınıyor, buna benzer olayların tekrarlanmaması için herkesi sağ duyulu olmaya davet ediyoruz.
Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Yönetim Kurulu
http://www.gundemgazetesi.com/news/detay_manset.php?id=1451

7 Ağustos 2012 Salı

Facebook ve Google Dünyayı Sansürlüyor

Facebook ve Google
Dünyayı Nasıl Sansürlüyor?
Haftalık Alman ‘Die Zeit’ gazetesine göre internet dünyasını tekellerine alan Google ve Facebook, ‘bilgi özürlüğü’ adı altında dünyaya büyük bir sansür uyguluyor. Gazete, her iki internet devinin onay verdiği bilgileri servis ettiğini, dünya çapında cereyan eden birçok kritik olayı karşısında ise “üç maymunu” oynadığını yazdı.
2 bin yıl önce dönemin en büyük bilgi merkezi olan İskenderiye kütüphanesine çok az sayıda insan ulaşabiliyordu. 150 bin ciltlik el yazmasının bulunduğu kütüphane küle döndüğünde kimilerine göre dünya da hafızasını yitirdi. Şimdi ise bilgi çok güvenli ellerde ve ona ulaşmak için bilgisayarın başlama düğmesine basmak yeterli.
Peki, ulaşması bu kadar olan bilgi ne kadar sağlam? Bilgi, elimizin altına ulaşana kadar hangi vakumlardan geçiyor? Almanya’nın önde gelen gazetelerinden haftalık Die Welt gazetesi işte bu soruların yanıtını bulmak için son sayısında internet dünyasını mercek altına aldı. “Facebook ve Google dünyaya nasıl sansür uyguluyor?” manşetiyle çıkan gazete, bu yeni sansür şeklinin ise kimsenin umurunda olmadığına dikkat çekti.
‘Dünyanın Yeni Şerifleri’
Günümüzde dört Amerikan şirketi Apple, Facebook, Google ve Amazon’un internete hâkim olduğunu yazan gazeteye göre bu şirketler “Dünyanın yeni şerifleri”. Zira dünyadaki bilgi alış-verişinin yüzde 80′ni bu dört şirket üzerinden yürüyor. Ayrıca sanal dünyadaki zamanın yüzde 40′ı bu 4 şirketin sayfalarında geçiriliyor.
Fakat gazeteye göre bu şerifler ‘bilgi özgürlüğü’ adı altında kendi istedikleri bilgilere yer veriyor, kullanıcılarının dünyaya bakış açısını değiştirmeye çalışıyor. Bilgilerin sıkı şekilde filtrelendikten sonra kullanıcılara ulaştığını yazan Alman gazetesi, özellikle Google’yi baskıcı rejimlerle işbirliği yapmakla suçladı.
1 Milyar’a yakın üye sayısı olan ‘sosyal iletişim ağı’ Facebook’un ise kullanıcıların onayı olmadan bilgilerine ulaştığı ve bunun yasalara göre izinsiz girilen bir ev veya mahkeme karı olmadan yapılan ‘tele kulak’ kadar suç olduğunu yazan gazetenin değişik ülkelerden verdiği sansür uygulamalarından bazıları şunlar:
Çin: Yasaklı inanç hareketi Falun Gong kelimesinin geçtiği milyonlarca internet sayfası rejimin talebi doğrultusunda Google’de gizleniyor.
Tayland: Google’nin sahibi olduğu YouTube, Tayland kralına küfür içerikli videoları siliyor.
Türkiye: Atatürk’ü eleştiren ve hakaret içerikli yüzlerce videoya bu ülkeden ulaşımı engelleniyor.
Brezilya: Google’nin sahibi olduğu sosyal paylaşım sitesi Orkut, siyasi aktivistlerin kullanıcı hesaplarını kapatıyor.
Hindistan: Google, hükümetin baskısı sonucu muhalif gösterilerde çekilen yüzlerce videoyu sildi.
Almanya: Mahkeme kararıyla Google, 898 blog ve formu kapatmak zorunda kaldı.
İtalya: Polis, eski başbakan Berlusvoni’ye eleştirilerin yer aldığı bir videoyu silmesi için Google’ye baskı yaptı.
ABD: Polisin göstericilere karşı uyguladığı şiddeti içeren videoların silinmesi için polis birimleri Google’ye büyük baskı uyguluyor.
Kanada: Polis, bir Kanadalı vatandaşın pasaportuna işerken gösteren bir videonun silinmesini istedi. Ancak talep henüz Google tarafından kabul edilmedi.